Bu haberler gazetelerde yok çünkü burası "Antigazete"
ANA SAYFA GÜNCELSİYASETYAŞAMKÜLTÜR-SANATMEDYAHABER-YORUMDIŞ HABER
SON DAKİKA: 
Rektör ve dekan atamaları
14 Temmuz 2010 Çarşamba 13:51
Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu yazdı

Rektör seçimlerinin özellikle son dönemlerde her düzeyde sıkıntı ve şikâyet konusu haline geldiği malumlarınızdır. Bu durum 1982 Anayasasının hazırlanışını belirleyen temel algılama ve çekincelerin üniversite kurumuna yönelik boyutunun doğal sonucudur. Bu dönemde yükseköğretim sistemi oluşturulurken güvene dayalı, demokratik ve özgürlükçü değil, tam tersine yönlendirici ve kontrol edici bir anlayışla yukarıdan aşağıya doğru yapılandırılan bir yönetim örgütlenmesi öngörülmüştür. Bu yapı ise aşağıdan yukarıya doğru yükselen memnuniyetsizlik, sahiplenmeme, benimsenmeme ve pasif direniş süreçlerini beslemiş ve nihayet sistemin sakıncaları Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da açıkça dile getirilen bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır.

Devlet üniversitelerinde rektör seçim ve atamasına ilişkin mevcut sistemin yol açtığı olumsuzluklar ile önerdiğim değişikliğin getireceği yararlar şöylece özetlenebilir:

1. Mevcut sistemin öngördüğü rektör seçimleri, üniversite bünyesinde rekabetin çok ötesine geçen çekişme ve gruplaşmaları doğurup beslemektedir. Siyasi seçimleri aratmayan vaatler, sloganlar, broşürler, ajans desteği ile yürütülen kampanyalar, kulis çalışmaları, promosyon dağıtmalar, yemekli propaganda toplantıları, rakiplerin aleyhinde üniversite kavramıyla ve akademisyenlikle bağdaşmayan karalama, itham ve iftira girişimleri, bizden olan-olmayan ayırımları/ayrışmaları, çok destek veren fakülte yahut birim kayırmaları … hep mevcut sistemden kaynaklanan hususlardır.

2. Üniversitelerde yapılan seçimlerle belirlenen aday adaylarının, YÖK sıralamasında ilk üçe girebilmek için kulis yapma ve çeşitli tavassut arayışlarına yönelmesi hatta mecbur kalması, hiç değilse üniversite camiasında ve kamuoyunda bu gibi süreçlerin yaşandığına dair izlenim, yakıştırma veya dedikoduların ortaya çıkması da mevcut sistemin bir sonucudur.

3. Benzer durumlar, Cumhurbaşkanının YÖK tarafından belirlenen üç aday arasından birini rektör olarak ataması süreci için de vakidir.

4. Bu şartlar altında atanmış olan rektörün, yasanın kendisine tanıdığı geniş yetkileri çoğu zaman tek başına yahut seçim sürecinde kendisini destekleyen grubun/grupların yönlendirmeleri doğrultusunda kullanmak durumunda hatta zorunda kalması yine bu sistemin doğal sonucudur.

5. Rektörün bu çerçevede belirlediği dekan adaylarının/dekanların, kendilerini fakültelerinin gerçekleri, beklentileri ve ihtiyaçlarını dikkate almaktan çok daha fazla üniversite üst yönetiminin duyarlık ve beklentilerini karşılama konumunda görmelerine yol açan bir ilişkiler mekanizmasının oluşması sistemin bir diğer neticesidir.

6. Bu yapı içerisinde akademisyenlerin ve birim (bölüm ve anabilim dalı) başkanlarının, yetkisiz ve etkisiz konumları dolayısıyla aidiyet duygusu ve motivasyonlarının giderek azalması, buna bağlı olarak yükseköğretimde kalite, verimlilik ve etkinlik kaybının sürekli artması da mevcut sistemden kaynaklanmaktadır.

Fakülte dekanlarının doğrudan seçimle belirlenmesi esasına dayalı değişiklik önerisi ise;

1. Güvene dayalı, demokratik ve özgürlükçü bir anlayışla aşağıdan yukarıya doğru oluşan bir yönetim yapılanmasını öngörmektedir.

2. Bu yeni sistemde yönetimin oluşmasına doğrudan katılma imkânını bulan her bir akademisyenin özgüveni ve kendine saygısı pekişecek, kuruma yönelik aidiyet ve sahiplenme duygusu güçlenecektir.

3. Aslında bir hizmet makamı olan dekanlığa talip olan/talip olmayı düşünen her öğretim üyesi, bu fırsatı yakalamasının meslektaşlarının seçim ve desteği ile mümkün olacağının bilinci içerisinde, çalıştığı fakülte mensuplarıyla iyi/sağlıklı ilişki ve iletişim içerisinde olma ihtiyacı duyacak, fakültesini ve mensuplarını ciddiye alıp önemseyecektir.

4. Dar çevrede daha sağlıklı ve isabetli seçimlerin yapılabileceği, fikir ve proje paylaşımının daha kolay ve etkin gerçekleşeceği açık olup her fakültede ayrı ayrı gerçekleşen sinerjinin üniversite çapındaki toplamı ve yansımaları da o oranda büyük ve etkili olacaktır.

5. Kendi birimleriyle iletişimi ve ilişkisi sağlıklı olan dekanların göreve bağlılık, sorumluluk ve vizyonları da çok daha ileri düzeyde olacak ve etkin bir şekilde uygulamaya yansıyacaktır.

6. Üniversite tüzel kişiliğini temsil ve kurullarca alınan kararların uygulanıp yürütülmesinde koordinatör görevini üstlenen ve aynı zamanda bir fakültenin dekanı olma sorumluluğunu da taşıyan rektör, on sekiz/yirmi dört aylık bu nöbeti bir başka mevkidaşına devredecek olmanın bilinci içinde kuruma çok daha gerçekçi, verimli ve etkin katkılar yapma konumunda bulunacaktır.

7. Yükseköğretimin planlanması, koordinasyonu ve merkezi yönetimle olan ilişkilerini yürütmekle yükümlü olan YÖK, rektör ve dekan atamaları dolayısıyla oluşan yoğun iş yükünden kurtulacağı için, asli görevlerini daha verimli ve etkin bir şekilde gerçekleştirme imkanına kavuşacaktır.

8. Önerilen sistemle, Türk Milletinin ve Devletinin varlık, birlik ve bütünlüğünü temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamı ve Cumhurbaşkanı, rektör seçimi ve atama süreci dolayısıyla gündeme gelen tartışmaların yol açtığı olumsuzluk, yakıştırma ve şaibelerle ilişkilendirilmekten masun kalacaktır.

Güçlü üniversite güçlü rektör demektir

Bir örgütün “kurum” olması yahut “kurumsal” bir işleyişe kavuşmasında o örgütün en üst yöneticisinin örgüte, örgütün mensuplarına, kendisinin örgüt içindeki konumuna, örgüt ve mensuplarıyla ilişkilerine bakışı ve bu konuları algılaması hayati önem taşır. Bunun şekillenmesinde o kişinin kendi özelliklerinin yanı sıra örgütün yapısını ve mensuplarının konum, görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen kurallar manzumesinin de (yasa, yönetmelik, tüzük, yönerge vb.) son derecede önemli olduğu açıktır. Bir kurumu, üst yönetici yahut lider konumundaki şahsın kişisel yetenek, beklenti, kapasite ve tecrübe birikimleriyle hayatiyetini devam ettiren, başarılı yahut başarısız olabilen sıradan bir örgütten ayıran, onun varlık ve başarısını belli bir misyon ve vizyona bağlı/yönelik kurallar, standartlar, sistemler çerçevesinde görev, yetki ve sorumlulukların örgütün tüm birim ve mensuplarına dağıtılmış olması, iyi işleyen bir koordinasyon ve iç denetişim mekanizmasıyla sağlamasıdır.

Bu tespitler ışığında mevcut duruma baktığımızda:

1. Özel bir dönemin kendine özgü mantalitesi içinde yukarıdan atanan ve olağanüstü yetkilerle donatılan rektörün “güçlü” olduğu izlenimi oluşmaktadır. Doğrudur; rektör tepesinde oturduğu üniversiteye dönük yüzü itibariyle çok güçlü iken, kurum dışına ve bulunduğu konumu kendisine adeta lütfeden mercii karşısında son derecede güçsüz bir duruma düşmektedir.

2. Gerek rektörün içe dönük gücüyle fakülte, enstitü, yüksek okul ve diğer birimlerin yöneticisi olarak seçip atadığı makam sahiplerinin rektör karşısındaki konumu, gerekse anılan birimlerde çalışan fakat bu yöneticilerin yönetici olmasında hiçbir rolü olmayan akademisyenlerin bunlar karşısındaki durumu da rektörün kurum dışı üst yöneticiler karşısındaki güçsüz durumu gibi olmaktadır.

3. Bu mevcut yapı, yönetilenler karşısında yöneticiyi -“müstağnilik” duygusuna dayalı olarak- “güçlü” konuma getirirken, kendilerini yönetenler karşısında ise “medyunluk” psikolojisinin doğal sonucu olarak “güçsüz” bir duruma düşürmektedir.

4. Kısaca işaret ettiğim bu ruh hali ve algılama, hem yöneten hem de yönetilen konumundaki kurum mensuplarının iç dünyalarında bir çatışma, huzursuzluk, özgüven aşınması, kişilik erozyonu; kendi aralarında ise çoğu zaman güvensizlik, kuşkuculuk, hesabi tavır ve davranış sergileme gibi psikolojik ve ahlakî olumsuzluklara dahi yol açabilmektedir.

5. Mensuplarının bu şartlar altında görev ifa etmek durumunda kaldığı bir kurumun “güçlü” olması beklenemeyeceği gibi, onun her düzeydeki yöneticisinin “güçlü” olmasını beklemek de beyhudedir.

6. Şu halde, bütün mensuplarının benimseyip mensubu olmakla gerçekten gurur ve onur duyabileceği bir üniversite için, hem her birinin kendi başına bir değer olduğunu hem de intisap ettiği kurum için ayrıca bir anlam ve değer taşıdığını yaşayarak hissedebileceği katılımcı bir yönetim sistemi oluşturmak şarttır.

7. Bunun için de aşağıdan yukarıya doğru teşekkül eden, en alt kademedeki akademisyenin de katılıp katkı sağlayabildiği bir yönetim sistemi olarak “seçilmiş dekan” “temsilci rektör” modelini öneriyoruz. Böylece güçlü üniversitenin rektörü de güçlü olacaktır.

sariogluh@gmail.com




İlgili Haberler
Köşe Yazarları
İlhami YANGIN
Ahmet Cevat unutulmamalı!
Şükrü ALNIAÇIK
'Üniversite'de yarım asırlık anarşizm
Rifat SERDAROĞLU
Cumhuriyetin tarım devrimi
Ömer SAĞLAM
Hz. İki Boynuzlu!
Özcan Pehlivanoğlu
Temel kararlar
Tüm Yazarlar
Son Yorumlar
Saygı
Biz Ne Kadar Onların Dinlerine Saygı Duyuyorsak. Onlarda Bizim Dinlerimize Saygı Duymak Zorundalar. Onlar Kuran'ı Yaktılar. Karikatür Yaptılar Biz Yine Onların ...

 
BUNDAN İYİSİ ŞAM'DA KAYISI... !
Suriye Türkmen'i olduğunu iddia eden zevat; Engin tarih bilgin den faydalandık hakkını helal et !Şaşkınlıkla suçladığın kişiler, senin neyin nesi ...

 
ATANIZ TÜRK
Sadece Mustafa Kemal Pasa degil cümle yaradilmislar Türk irkinin zamanla dagilimindan peyda olmus insanlar manzumesi. Atatürk Türktür de onlar senin ...

 
Ahmedi Necat emice
Bravo ben sadece kendimi fasit sanirdim ama masallah benden daha duru görüslüler varmis bravo (Fasitlikten kastim tamamen Ironik). Ama Caldiranin ...

 
Hele durun hele
Hele biraz daha durun dayandiniz dayandiniz bizimde sizin imdadiniza yetecek kudretimiz hesabini sordugumuzda avazimizi cikaracak hanceremiz yavas yavas istedigimiz kivama ...

 
Korkunun ecele faydasi yok
Sayin bey efendi uyariniz icin tüm samimiyetimle bir müslümanlik iddiasinda olarak ben kendi adima tüm müslümanlar icinde tebrik ederim. Uyarinizin ...

 
MülteciyeKredi Karti
Mülteciye kredi karti dagitmak ne kadar yersiz ve abesse sadece mezhepcilikden dolayi ve yorum yapan Türkmen kardeslerimizin beyanlarini esas alarak ...

 
Ahlaksizlar
Kendileri pislik ya,herkesi ayni saniyor bunlar. Peki Misirdan imamin hakkini aramak icin dava acan olmayacak mi,fotomontajla insanlari asagiladiklari yetmiyor bir ...

 
Lailaheillallah..
Allah yardımcınız ...

 
Gelecekten hep ümitliyiz
Birtakım planlar projeler olabilir ama mahşer gününe kadar Allahın izniyle bu dine bişey yapamayacaklar,,teminat bizzat Allahın ...

 
Sosyal Medya'da Antigazete.com


Siteden yararlanmadan önce lütfen gizlilik ilkelerini okuyunuz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre sitede bulunan tüm bilgi, belge ve yazıların hakları Antigazete.com'a aittir. Antigazete.com izni olmadan kopyalanamaz, dağıtılamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz.

Yazılım: Çizginet

Sayfa Üretimi: 0.4143